Open Dictionary

Dini Terimler Sözlüğü

Ülke Kelime Açıklama
Türkçe / Turkish ZİLLET (ذلت ) Aşağılık, horluk, hakîrlik, itibarsızlık.
Türkçe / Turkish ZİLKURBÂ (ذى القربى) İnsanın rahm ve nesep cihetiyle yakın akraba.
Türkçe / Turkish ZİLKAʽDE (ذى القعده) Kamerî senenin ayları olan Arabî aylardan onbirincisi. Haram ayların başlangıcı.
Türkçe / Turkish ZİLHİCCE (ذى الحجه) Kamerî senenin ayları olan Arabî aylardan sonuncusu. Hac menasiki ifa edildiği için “Hac sahibi” mânâsına bu ismi almıştır.
Türkçe / Turkish Zikr-i Hafî (ذكر خفى) Allahü teâlânın ismini dili ile kendi işitiecek kadar seslesöyleme. Zât-ı ilâhiyyeyi veya sıfatlarını düşünerek ağızla söylemeyip, yalnız kalb ile yapılan zikir.
Türkçe / Turkish Zikr-i Cehrî (ذكر جهرى) Sesli zikir. Allahü teâlânın ismini dili ile başkası da işitiecek kadar seslesöyleme.
Türkçe / Turkish Zikr-i Aleniyye (ذكر علنيه) Yüksek sesle yapılan zikir.
Türkçe / Turkish Zikr-i Alâniyye (ذكر علانيه) Yüksek sesle yapılan zikir.
Türkçe / Turkish ZİKR (ذكر) Allahü teâlânın ismini ve sıfatlarını hatırlamak, dille söylemek, kalbe yerleştirmek. Gafleti tard etmek. Hatırlama, anma, yâd etme.
Türkçe / Turkish ZİHN (ذهن) Düşünme, anlama, unutmama kuvveti, hâfıza.
Türkçe / Turkish ZİFÂF (زفاف) Kocanın karısıyla ilk cinsî münasebeti. Gerdek.
Türkçe / Turkish ZÎ RAHM-İ MAHREM (ذى رحم محرم) Bir erkeğin ve kadının hiç evlenemeyeceği, kan ile olan nesepten (soydan) akrabâsı.
Türkçe / Turkish ZÎ RAHM (ذى رحم) Aynı soydan gelen akrabaları ifade eden bir tabir.
Türkçe / Turkish ZINDIK (زندق) Müslüman olmadığı hâlde, böyle görünen, dinin bazı esaslarını kabul edip, bazılarını kabul etmeyerek mü’minleri dinden soğutmaya çalışan kimse.
Türkçe / Turkish ZIMNEN (ضمنا) Zımnî olarak, açıktan olmayarak, dolayısıyla, üstü kapalı olarak.
Türkçe / Turkish ZILLÎ (ظلى) Gölgeye ait, gölge ile alâkalı.
Türkçe / Turkish Zıll Makâmı (ظل مقامى) Tasavvuf yolunda bir makam, derece. Tasavvufta asla kavuşmadan önce, aslın görüntülerinin ele geçtiği makam.
Türkçe / Turkish ZILL (ظل) Gölge, görünüş.
Türkçe / Turkish ZILÂL (ظلال) Gölgeler.
Türkçe / Turkish ZIHÂR (ظهار) Erkeğin, hanımını veya onun yüz, baş, ferc gibi bir uzvunu, kendisine nikâhı ebedî haram olan bir kadına veya onun bakılması harâm yerine; “Sen anam gibisin” veya “Senin sırtın anamın sırtı gibidir” gibi sözlerle benzetmesi.
Türkçe / Turkish ZEYT (زيت) Yağ, zeytin yağı.
Türkçe / Turkish ZEYNİYYE (زينيه) Halvetiyye tarikatının Zeynüddin Hafî tarafından kurulan kolu.
Türkçe / Turkish ZEYL (زيل ) Kuyruk, ek, ilâve. Ek, ilâve olarak yazılan kitap. Bir kitaba ilâve olarak yazılan şeyler.
Türkçe / Turkish ZEYDİYYE (زيديه) Zeyd bin Zeynelâbidin’e nisbet edilen, Hazret-i Ali’yi üstün tutmakla beraber, ilk üç halîfenin halîfeliklerini meşru kabul eden mutedil Şiî fırkası.
Türkçe / Turkish ZEVÜ’L-KURBÂ (زوى القربى) İnsanın rahm ve nesep cihetiyle yakın akrabasına verilen isim.
Türkçe / Turkish Zevü’l-Erhâm (زوى الارحام) İslâm miras hukukunda, Eshâb-ı ferâiz ve asabe denilen kimseyok ise, miras bırakana bir kadın vasıtasıyla ulaşan akrabâdan beş sınıf kimse. Meyyitin fürû’u, aslı ve babasının fürû’u ile ceddin ve ceddenin, babanın ve ananın ceddinin fürû’u olan kimseler.
Türkçe / Turkish Zevilerhâm (زوى الارحام) İslâm miras hukukunda, Eshâb-ı ferâiz ve asabe denilen kimseyok ise, miras bırakana bir kadın vasıtasıyla ulaşan akrabâdan beş sınıf kimse. Meyyitin fürû’u, aslı ve babasının fürû’u ile ceddin ve ceddenin, babanın ve ananın ceddinin fürû’u olan kimseler.
Türkçe / Turkish ZEVİL-ERHÂM (زوى الارحام) İslâm miras hukukunda, Eshâb-ı ferâiz ve asabe denilen kimseyok ise, miras bırakana bir kadın vasıtasıyla ulaşan akrabâdan beş sınıf kimse. Meyyitin fürû’u, aslı ve babasının fürû’u ile ceddin ve ceddenin, babanın ve ananın ceddinin fürû’u olan kimseler.
Türkçe / Turkish ZEVRAK (زورق) Kayık, sandal.
Türkçe / Turkish ZEVCE (زوجه) Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, karı. Erkeğin nikâhı altında bulunan kadın.